top of page

BOŞANMA DAVASI ÖNCESİNDE ALINABİLECEK ÖNLEMLER

  • Yazarın fotoğrafı: Deniz Tuncelli
    Deniz Tuncelli
  • 9 Haz 2024
  • 5 dakikada okunur

Her ne kadar aile hukukunda boşanma davası ve süreci konuları üzerinde daha çok durulsa da boşanma davası öncesi alınabilecek önlemler de bir o kadar önemlidir.  Boşanma davası açılmadan önce de ailenin korunmasına dair bir takım hukuki düzenlemeler mevcuttur. Bunlar Türk Medeni Kanunu’nun 194, 195, 196, 197 ve 198. maddelerinde düzenlenmiştir.

 

Evlilik birliği içerisinde eşler arasında zaman zaman sorunlar çıkabilmektedir ve bu sorunlar giderilemezse boşanma davası açılmaktadır. Ancak eşlerin aralarında geçen problemlerle ilgili hemen boşanma davası açmalarını beklemek doğru değildir. Çoğu zaman gerçek hayatta eşler arasındaki problemlerin boşanma davasına dönmesi uzun bir süreç almaktadır. Bu anlaşmazlıkların çekilmez hale gelmesi durumunda boşanma davası açılmaktadır. Kaldı ki zaten kanun koyucunun aradığı kriter de budur ve eşler arasında çıkan her uyuşmazlıkta hemen boşanma davası açmak evlilik birliğinin amacına aykırıdır. Evlilik birliği devam ederken alınacak önlemlere dair kanunun koyucunun düzenlemelerine gelin hep beraber bakalım.

 

1)    Aile Konutu Şerhi Koyulması

 

Her ailenin yaşamını devam ettirdiği bir aile konutu bulunmaktadır. Bu konutla ilgili eşler karşılıklı birtakım haklara sahiptir. TMK madde 194 bu konuyu düzenlemektedir:

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[17]

Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.”

Eşlerden birinin sahip olduğu taşınmaz aile konutu olarak kullanılıyorsa diğer eş bu aile konutu üzerinde tasarrufta bulunulmasına karşı çıkabilir. Tasarruftan kasıt örneğin burası kira sözleşmesiyle kullanılan bir aile konutuysa adına kira sözleşmesi bulunan eş tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih edemez. Eğer taşınmazın sahibiyle taşınmazı devredemez, bağışlayamaz, ipotek tesis işlemi yapamaz. Kısacası sahibi olduğu aile konutu üzerindeki hakları tek başına kısıtlayamaz ve diğer eşin açık rızasına tabidir.

 

Eşlerden birinin tapu müdürlüğüne başvurusu üzerine tapu müdürlükleri ilgili taşınmaz için aile konutu şerhi koyabilmektedir. Bunun yapılması için eşin evli olduklarına dair nüfus aile kayıt tablosu ve ilgili taşınmazın kullanıldığına dair herhangi bir belge ( faturalar, aidat ödendiğine ilişkin belge) ile birlikte tapu sicil müdürlüğüne başvurması yeterlidir.

 

Yargıtay uygulamaları uyarınca eşlerin yalnızca bir tane aile konutu olabilir.

 

Malik eş aile konutu üzerinde tasarrufta bulunmak istiyor ancak eşi buna izin vermiyorsa, malik eş mahkemeye başvurarak aile konutu üzerinde tasarrufta bulunmayı talep edebilir.


Yargıtayın 2014 yılında itibaren süregelen uygulamaları uyarınca da her ne kadar bir taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi konmamış olsa da malik olmayan eş yine de malik olan eşin yaptığı tasarrufların iptali için dava açabilecektir.

 

 

2)    Mahkemeden Birliğin Korunmasını İsteme

 

Evlilik birliği ile ilgili önemli kararları eşlerin birlikte almaları gerekmektedir. Ancak zaman zaman eşler önemli kararlarda birlikte hareket edemeyebilir Türk Medeni Kanunu madde 195 bu konuda ne yapılması gerektiğini düzenlemektedir:

Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.

Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.

Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.”

 

Örneğin Aile Planlaması Hakkında Kanun’a göre eğer kadın evli ise kürtaj olması için eşinin rızası aranmakta ve uygulamada da hastaneler bu kanuna göre hareket etmektedirler. Eşin rızası olmaması gibi bir durumda kadın TMK maddde 195 uyarınca mahkemenin müdahalesini talep edip kocasının rızası olmadan kürtaj olmayı talep edebilecektir. Diğer bir örnek olarak ortak konutun seçilememesi durumunda mahkemenin müdahalesinin talep edilmesi verilebilir.

 

Bu madde uyarınca mahkeme birlik görevlerini yerine getirme hususunda eşleri uyarabilmektedir. Örneğin bir eş evlilik birliğinin yükümlerini yerine getirmezse diğer eş mahkemeden eşinin bu hususta uyarılmasını talep edebilir.

 

3)    Eşler Beraber Yaşarken Nafaka Tayin Etme

 

Türk Medeni Kanunu madde 196 uyarınca eşlerin beraber yaşamaları halinde aile geçimi için yapılacak parasal katkının belirlenmesidir. Örneğin eşlerden biri çalışmıyor diğer eş ise çalışmasına rağmen evin ve ailenin geçimi için katkı sağlamıyorsa, mahkemeden boşanma davası söz konusu olmasa da nafaka tayin etmesi istenebilir.

“Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.

Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.

Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.”

 

4)    Eşlerin Ayrı Yaşaması Halinde Nafaka Talebi (Boşanma Davasından Bağımsız Tedbir Nafakası)

 

Eşlerin haklı bir sebebe dayanarak birlikte yaşamaya ara vermesi durumunda Türk Medeni Kanunu madde 197 uygulanarak tedbir nafakası talep edilebilecektir. Haklı sebebe örnek olarak eşin evde şiddet görmesi, hakarete uğraması, eve kuma getirilmesi, aldatılması v.b. sebeplerle evden ayrılmasını verebiliriz. Bu gibi durumlar her ne kadar boşanma sebebi olsa da buna maruz kalan eş boşanmak istemeyebilir. Bu durumda evden ayrılmasının haklı bir sebebe dayandığı kabul edilir ve ilgili madde uygulanabilir. TMK md 197:

“Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.

Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.”

 

Tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılarak deliller toplanır ve nafaka takdir edilir.

 

Mahkemeden aynı zamanda müşterek konutun tahsisi veya diğer eşin konuttan uzaklaştırılması istenebilir.

 

Ayrı yaşamaya hakkı olan eş çocukların velayetini isteyebilir. Ayrıca Türk Medeni kanunu madde 336/2’de bu hususta uygulanabilmektedir.

 

5)    Birliğin Giderlerine Katılmayan Eşin Borçlularından Borcun Ödenmesini Talep Etme

 

Eşlerden biri evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer eş, eşinin borçlularına giderek borcun kendine ödenmesini talep edebilir. Eşin çalıştığı kuruma başvurulup aylığının mahkeme tarafından belirlenen bir kısmı da diğer eşe ödenebilir.  Türk Medeni Kanunu madde 198 uyarınca

“Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.

 

6)    Ailenin Ekonomik Bütünlüğüne Zarar Veren Eşin Tasarruf Yetkisinin Kısıtlanmasını Talep Etme

 

Eşlerden biri ailenin ekonomik bütünlüğünü sarsacak şekilde mal varlığı üzerinde haklı bir sebep olmaksızın tasarrufta bulunuyor, aile malları üzerinde eşin ve çocukların geleceğini riske edecek şekilde işlemler yapıyorsa diğer eş bu eşin tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını mahkemeden talep edebilecektir. Bu maddenin Türk Medeni Kanunu madde 194’ten farkı, sadece aile konutu uyarınca değil tüm malvarlığınca bir tasarruf yetkisi sınırlaması getirmesidir.

Türk Medeni Kanunu madde 199 uyarınca

“Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.

Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır.

Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re'sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir.”

 

Örneğin eşin alkol bağımlısı olması, gece hayatına meraklı olması, kumarbaz olması gibi sebeplerle malvarlığını satıp harcaması bu duruma örnek gösterilebilir. Bu hususta mahkemede deliller toplanarak eşin tasarruf yetkisi sınırlandırılabilir.

 

Hakim davayı kabul edip bir kısım malvarlıkları üzerinde tasarruf yetkisini sınırlandırırsa bunu re’sen tapu sicil müdürlüğüne bildirir. Aynı zamanda bankalara da re’sen haber verilir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
TURKISH CITIZENSHIP BY INVESTMENT

Turkey announced its citizenship by investment programme by granting residency, citizenship and a second passport to applicants. Turkish...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page